Piyasanın Görünmez Elinin Yapamadığını, COVID-19 Yaptı.

Burak Köylüoğlu

COVID-19 salgını, ocak ayı ortasından beri küresel ekonomi ve piyasalara derin bir şok yaşattı. Virüsün öldürücülüğü normal grip virüslerinden yüksek, SARS ve MERS’den daha düşük olmasına rağmen, yayılma hızı şu ana kadar çok süratli idi.  

İlk vakanın Dünya sağlık Örgütü’ne (WHO) 31 Aralık tarihinde bildirilmesi ile virüsün salgın haline geldiğinin anlaşılması arasında sadece üç hafta geçmiş olduğunu not düşelim. 18-19 Ocak tarihi hem piyasalar hem de küresel ekonomideki ticaret zincirinin bozulmaya başlaması anlamında dönüm noktası oldu.

Çin bugün küresel ekonominin en büyük üretim merkezi durumunda.  Çin’in sanayi üretiminin küresel sanayi içindeki payı 2019 yılında %29 düzeyinde gerçekleşmiş olduğu tahmin ediliyor. Yine 2019 itibari ile Çin’in GSYH’sinin dünya içindeki payı %19 oranında gerçekleşti.

IMF, pandemik etkisini henüz hesaba katmadan yapmış olduğu öngörüde (Ocak 2020 raporu) küresel büyümenin %3.3 düzeyinde gerçekleşeceğini varsaymıştı. Ancak salgının değer zinciri içindeki önemli ülkeler olan Çin ve Güney Kore’ye yayılmış olması küresel büyümenin %3’ü aşamayabileceğini ortaya koydu. IMF son olarak Çin’in 2020 büyüme tahminini %5.6’ya düşürdü ki bu oran aslında Çin için neredeyse doğal bir durgunluk anlamına geliyor. Çin, ticaret savaşlarının etkisinin en yüksek olduğu dönemde dahi %6 büyümüştü.

Virüsün yayılma hızının süratli olması ülkeleri paniğe sürükledi. Virüsün etkisi ile Trump’ın hayal edemediği ölçüde mal ve insan dolaşımı yavaşladı.

Daha da önemlisi WHO direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yolculuk kısıtlamalarının ve mal dolaşımının sınırlandırılmasının virüs ile mücadelede katkı sağlamayacağını ifade etmek durumunda kaldı.

Virüsün Piyasalara Olan Etkisi

Virüsün reel ekonomiye olan etkisinin daha ötesinde bir ölçekte piyasalarda panik yarattı. Bunun asıl ve korkutucu nedenlerine geri döneceğim. İlk önce paniğin boyutuna bakalım.

Yeni tip Corona virüsünün varlığı ilk defa 31.12.2019 tarihinde WHO’ya bildirildi. 18-19 Ocak 2020’de virüsün yayılma hızının oldukça süratli olduğu anlaşıldı. 20 Şubat’ta ise virüsün Çin dışında İtalya, Güney Kore ve İran’da büyük bir hızla yayıldığı öğrenildi.

Virüsün süratli bulaşıcılığının küresel değer zincirini aksattığı ve bir tür arz ve talep şoku yaratacağı beklentisini en sert şekilde satın alan göstergelerin, gelişmiş ülke tahvilleri ve petrol olduğu anlaşılıyor. Daha da önemlisi çok önemli bir gösterge olan ABD 10 yıllık ve 2 yıllık tahvilleri arasındaki fark daralıyor ve vadelere göre oluşan ABD tahvil eğrisi düzleşiyor. Bu açıkça resesyon beklentisinin tahvil fiyatlarına yansıması demek. ABD 30 yıllık tahvillerinin tüm zamanların en düşük getiri noktasına gelmesi de bu tezi destekliyor.

Hisse senedi endekslerinin son bir ayda gerilediği bir gerçek ama bu bir resesyon beklentisinin yansımasından daha çok, bir düzeltme hareketi gibi görünüyor.

Petrol fiyatlarının çökmesi bize uzun zamandır göz ardı edilen çok önemli bir gerçeği gösteriyor: OPEC’in tek başına artık petrol fiyatlarını kontrol etme olanağı kalmadı.  İki büyük oyuncu OPEC’in tekel konumunu kırdı: ABD ve Rusya. İleride kaleme alacağım bir yazıda Amerikalıların Batı Dünyası için tam bir şok olan 1973 ve 1979 petrol şoklarından çıkarmış olduğu dersleri nasıl siyasi ve ekonomik bir büyük stratejiye dönüştürmüş olduğunu anlatacağım. Ancak şimdiden ipucu vereyim. Amerikalıların son 40 yılda “shale gas” ve “shale oil” yöntemlerine muazzam kaynak ayırmış olmaları, Soğuk Savaşın bitmesinden hemen sonra yaşanan I. ve II. Körfez Savaşları ve “Ortadoğu Baharı” bu büyük stratejinin parçalarıdır.

Ruslar ise tam bir satranç oyuncusu ile OPEC’in günde 1.5 milyon varil kısıntısı önerisini reddetti. Ne de olsa Ruslar 2015’ten beri ekonomilerini 50 USD/varil altındaki bir fiyatta çalışabilmesi için büyük bir çaba göstermekte idi. Ancak petrolün 50 USD’ın altına düşmesi Dünya’nın en büyük petrol üreticisi olan Suudi Arabistan için bir felakettir. Aynı zamanda Ruslar, ABD’nin Kuzey Akım II (Sibirya’daki üretim merkezlerinden Almanya’ya) projesini engellemeye çalışmasına karşın, ABD’nin kaya petrolü ve gazına (bu yöntemlerin başa baş maliyetleri oldukça yüksektir) karşı, arzı arttırarak stratejik bir kart çekmiştir. Petrol ve enerji savaşları keyifli bir konu ama biz yazıya geri dönelim.

COVİD-19 Dünya çapında, 8 Mart itibari ile 106,369 vakaya kadar arttı. Toplam ölümler 3,600 kişi. Vakaların %80’i halen Çin’de yer alıyor. Şu ana kadar da %60 oranında iyileşme mevcut. Havalar ısınıyor. Muhtemelen iki hafta sonra virüsün etkisi oldukça hafifleyecek. Klasik grip salgınları genel olarak mart aylarında hız kestiği gibi bu da yavaşlayacak. Hatta salgının başladığı ve halen merkezi olarak tanımlanan Wuhan Şehri ve Hubei Eyaleti’nde kısıtlamaların gelişmelere göre kademe kademe kaldırılacağı Çin Hükümeti tarafından açıklandı.

Virüsün; arz ve talebe olumsuz etkisi, ağırlıklı olarak 2020 ilk çeyreği ile sınırlı kalacak gibi görünüyor. Göreceksiniz ki, Çin 2020 yılının kalanında en büyük projesi olan “Road & Belt” projesine hız verecek ve devlet kontrolündeki bankacılık sistemini harekete geçirerek zorda kalan işletmeleri koruyacak.

ABD’de ise durum biraz daha karışık. Trump seçime 8 ay kala ticaret savaşları kartını fazla zorlayamaz. Seçimden önceki bir yılın ekonomik gelişmeleri, seçimin kaderini etkiler durumda. Sistem ise Trump’ın karşısına Joe Biden’ı çıkarıyor. Trump için en tehlikeli olabilecek aday Elizabeth Warren idi ama “tanrılar” Warren’ın yükselişini ilk önce ABD için marjinal olarak sayılabilecek “demokratik sosyalist“ olarak tanımlayan Bernie Sanders ile kesti. Sanders’ın bugünün ABD’sinde zaten başkan olamayacağı açıktı.

Kasımdaki yarış sistemin kabul edebileceği iki aday arasında yani Trump ve Biden arasında geçecek. Bu da piyasalar için olumlu bir gelişme.

Dünya Ekonomisindeki Temel Risk Başka Yerde…

Küresel ekonomideki esas risk ise başka yerde. Tahvil piyasasında faizler virüsten önce de düşüyordu. Tahvil piyasasında faizler düşerken ve tahvil yatırımcıları inanılmaz bir sermaye getirisi elde ederken (biliyorsunuz ki tahvil fiyatları ve faizleri ters orantılıdır) hisse endeksleri rekorlar kırıyordu. Tahvil fiyatları ile hisse fiyatlarının aynı anda rekor kırması birbiri ile tamamen tezattır. Hisse fiyatları hızlı ekonomik aktivite beklentisi ile yükselir, tahvil fiyatlarının yükselmesi (tahvil faizlerinin düşmesi) resesyon beklentisi anlamına gelir. İki büyük piyasanın bu kadar süre ve bu boyutta ters çalışması anlamlı değildir. Üstelik bu gelişmeler yaşanırken dünya çapındaki kurumsal borçluluk rekor kırıyor.

Trump’ın neden bu kadar FED’e baskı yapmasının nedeni bu çelişki. Virüs meselesini “bahar gelir havalar ısınır” şeklinde tweet atarak hafife alıyor gibi görünmesi bundan kaynaklı. Virüs, küresel sistemdeki riski oyunculara tekrar hatırlattı.

Trump’ın fark etmemiş olduğu nokta şu: 2008 Küresel Ekonomik Kriz sonrasında, FED ve gelişmiş ülkelerin merkez bankaları QE ve QQE programları ile küresel krizin yaratmış olduğu sistematik zararı parasallaştırarak krizin finansal piyasaları çökertmesine engel oldu. Ancak sistemin devam edebilmesi, bir motosikletin çalışma prensibine bağlı, küresel sistem belli bir hızla büyümeye devam edecek ki, bu büyük dengesizlik orta vadede yeni bir krize neden olmadan sistemin içinde kontrol altında tutulabilecek.

Trump ticaret savaşları ile küresel büyümeyi yavaşlattı. Motosikletin hızı düştükçe devrilme riski arttı. Bunu tahvil fiyatlamalarından gördük. Sistem içindeki entropi yeniden baş gösterdi. Virüs ise entropiyi arttırdı. FED’in 3 Mart’ta olağandışı bir toplantı ile faizleri %0.5 oranında indirerek %1-1.25 bandına çekmiş olması ekonomik bir müdahale değil, piyasaların daha da bozulmasını engellemeye yönelik bir adım idi.

Ve Türkiye…

Virüsün;  Türkiye ekonomisi için Çin’e verilen siparişlerin bir bölümünün ülkeye kayması anlamında sınırlı bir pozitif etkisi olabilir. Türkiye aynı zamanda turizm anlamında güvenli bir destinasyon. Faiz düşüşü ve parasal genişleme gibi adımlar da carry-trade oyuncularını faiz diferansiyelinden faydalanmak için Türkiye varlıklarına kısa vadeli yatırım yapmaya itebilir.

Suriye konusunda Ruslarla yapılmış olan anlaşma, 5 yıllık CDS’leri 368 baz puandan 330 baz puana kadar indirdi. Bu düzey halen çok yüksek. Bu gelişmelerin etkisi orta vadeden çok, belli bir dönem ile sınırlı kalmak üzere geçerli olabilir.

Sonuç olarak döviz sepeti için yaz sonuna kadar çok büyük bir çalkantı beklenmiyor. Tahvil faizleri son bir ay öncesine göre hafifçe yukarıda. Asıl etki kurumsal ve ticari kredi faizlerinde. Bu segmentte 150 ile 200 baz puan yükselişler yaşandı. Bu da bu piyasa koşullarında gayet normal. Bankalar şu an özvarlıkları üzerinden negatif bir ekonomik kara sahip, son gelişmeleri net faiz marjlarını arttırmak için kullandılar.

Bu kısa vadeli dengeyi bozabilecek etkiler ise sert faiz indirimleri ve jeopolitik gelişmeler olabilir.

Bu yazı bir yatırım önerisi içermiyor. Lütfen yatırım kararlarınızı kendi risk algınız ve yatırım önerisi verebilecek lisanslı bir kurumun önerileri ile yapınız.  

Burak Köylüoğlu

Düzenleme: Suudi Arabistan’ın 8-9 Mart gecesi petrol arzını arttırma kararı ile fiyat savaşı restini çektikten sonra piyasada Kara Pazartesi belirtileri başladı. Brent petrolü 32 USD. Gelişmiş ülke tahvillerinde görülmemiş fiyatlamalar var.

 

Mail listesine katılın

Yeni yazılardan haberdar olun.

Teşekkürler! Kayıt oldunuz.

Üzgünüz. Kayıt olamadınız.

İLGİLİ Yazılar

Share via
Arkadaşınız ile paylaşın