2019-nCoV Salgını ve Küresel Ekonomi

Burak Köylüoğlu

Küresel ekonomide ticaret savaşlarının etkisi halen hissedilirken, Çin’de Hubei Bölgesinde yer alan Wuhan Şehrinde ortaya çıkan, Coronavirüs ailesinden evrilmiş yeni bir virüsün oluşturduğu salgın bir anda küresel ekonominin gündemine oturdu.

Bu virüs 2019-nCoV olarak isimlendirilmiş durumda. Virüsün ilk ortaya çıktığı Wuhan şehri, 11 milyonluk nüfusu ile Orta Çin ’in en büyük şehri. Aynı zamanda ulaştırma ve lojistik hatlarının yoğunlaştığı önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Wuhan’ın büyük nüfusu ve önemli bir ulaşım merkezi olması virüsün yayılmasını hızlandıran nedenlerden biri oldu.

Coronavirüs ailesi oldukça geniş bir virüs ailesi olarak biliniyor. Bu virüsler basit soğuk algınlığı rahatsızlığından başlayarak, MERS ve SARS gibi tehlikeli hastalıklara kadar uzayan bir yelpazede etkide bulunuyor. Coronavirüs ailesi hayvanlardan insanlara geçen (zoonotic) özelliğe sahip. Örneğin MERS develerden, SARS ise bir tür yabani kedilerden insanlara geçmiş idi.

Hayvandan insana geçen virüslerin tehlikesi, insan vücudunun bu patojenler ile ilgili biyolojik hafızası olmadığı için bağışıklık sistemini zamanında hazırlayamamasından kaynaklıdır. Bağışıklık sistemi virüse karşı antikorlar oluşturana kadar virüs kritik doku ve organlara ulaşarak bu dokuları istila edebilir ve hastanın ölümüne neden olabilir. Bu neden ile virütik hastalıkların en önemli tedbiri aşı yolu ile patojenleri bağışıklık sistemine tanıtmaktır.  

 Virüsler, bakterilere çok daha küçük bir yapıya sahiptir., sadece genetik materyali ve bu materyali koruyan bir tür protein zardan oluşuyor. Virüsler, saldırdıkları hücrelerin genetik mekanizmasını değiştirerek yeni virüsler üretmekte kullanırlar. Kendi kendilerine üreyemezler ve hedef seçecekleri hücreler dışında sanki cansız bir kimyasal varlık gibi davranırlar. Bu neden ile virüsler bir nevi basit canlı bir varlık ile kimyasal madde topluluğu arasında bir yer işgal eder. Virüsler çeşitleri itibari ile bakterilerden bitkilere; hayvanlardan insanlara kadar neredeyse her canlıyı etkilemektedir.

Biz insanlar kendimizi yeryüzünün hâkimi gibi görsek de virüsler ve bakteriler ilk insanın ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce yeryüzünde varlıklarını sürdürüyordu. Yeryüzünde hayat devam ettikçe, canlıların bağışıklık sistemleri ile patojenler arasındaki savaş hiçbir zaman sona ermeyecek.

2019-nCoV isimli virüs, hali hazırda geniş bir coğrafyaya yayılmasına rağmen, henüz geniş kitleleri etkilemiş durumda değil. Ancak virüsün yayılma hızı üssel bir hıza ulaştı. Salgın; 20 Ocak 2020 tarihinde sadece 282 vakaya yol açmışken, bu yazının kaleme alındığı 2 Şubat tarihinde vaka sayısı 14,300 adete ve ölüm sayısı da 305 adete ulaşmış durumda. Halen saptanmış olan vakaların çok büyük bir kısmı Çin anakarasında ve bunun da nerdeyse %65’i Hubei-Wuhan bölgesinde. Dolayısı ile bu virüsün etkilediği insan sayısı ve coğrafya itibari ile pandemi durumunda değil.

Bu virüsün pişirilmemiş yiyecek satılan “geleneksel” bir pazardan bulaştığı düşünülüyor. Özellikle hayvanlar ve insanların iç içe olduğu Afrika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’da da geçmişte bu vakalar yaşanmıştı.  Nitekim son yüzyılın üç önemli pandemik salgının kökeni Afrika ve Uzakdoğu idi. Farklı bir virüs ailesine ait olsa da 1980’li yıllarda Afrika’da ortaya çıkan ve geniş kitlelere yayılan AIDS ‘in de büyük maymunlardan(şempazeler) insanlara geçen bir virüs olduğu düşünülüyor. 

Modern uygarlık tarihinde yaşanmış olan en büyük pandemi, o dönemdeki insan nüfusunun %3-5’ini öldürdüğü düşünülen İspanyol Gribi idi. Birinci Dünya Savaşı’nı bitiren meşhur 11 Kasım 1918 Ateşkes anlaşmasından sadece iki ay sonra terhis amacı ile toplanma merkezlerinde bulunan askerlerde görülen vakalar ile ortaya çıktı ve hızla tüm dünyaya yayıldı. O dönemde yaşayan her üç insanın birine İspanyol Gribinin bulaştığı düşünülüyor. Toplam ölüm sayısı halen tartışma konusu ancak ortalama rakamlar 30-40 milyon ölüm olarak telaffuz ediliyor ve bu tahminler 100 milyon ölüme kadar yükseliyor. Virüsün ortadan kalkmasının nedeni halen bilinmiyor ama bu konudaki en esaslı teori virüsün sürat ile başkalaşım değiştirerek, öldürücü özelliklerini yitirmesidir.

Küresel ekonomiyi 2020’de etkileyecek belli başlı temel risklerden biri de pandemi riski olarak görünüyordu. Ancak 2019-nCoV süratli yayılmasına rağmen, ölümcüllük yüzdesi oldukça düşük görünüyor. Genel olarak grip virüslerinin en etkili olduğu dönem Aralık-Şubat dönemi olarak biliniyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kendine özgü devlet organizasyonu da demokratik ülkelerde görülmeyecek ölçüde ve süratte önlemler alarak, salgının merkez üssü olan Hubei bölgesinde yaklaşık 20 milyon insanın yaşadığı yerleşim alanlarını tam bir karantina altına aldı. Benzeri ölçek ve süratte önlem alabilecek yeryüzünde iki ülke daha var: İlki Amerika Birleşik Devletleri diğeri de Rusya Federasyonu. Çin Komünist Partisi, yayınlarında Çin’in otokratik rejiminin, demokrasi ile yönetilen rejimlere göre, böyle bir salgını çok daha etkin olarak kontrol ettiğini belirtmekten kaçınmıyor. Tabii milyonlarca kişinin dip dibe yaşadığı şehirlerde hijyenden uzak canlı ya da henüz kesilmiş hayvanların nasıl satışının denetlenemediği sorusuna henüz bir yanıt verilmiş değil. Üstelik 24 Aralık 2019’da virüsün ilk insandan insana bulaştığı vakanın yerel yetkililerce hazır altı edildiği konusunda iddialar da mevcut. Tüm otokratik ve totaliter rejimlerde olduğu gibi devlet mekanizması içinde oluşan hatalar ilk başta saklanarak, çözülmeye çalışılması yöntemi bu vakada da yaşanmış.   

Virüsün ekonomi haberleri ve piyasalara olan etkisi önemli ölçüde tartışma konusu. 2003 yılında SARS salgını esnasında Çin küresel GSYH’nin (GDP) sadece %4’ünü oluşturuyordu. Bugün ise Çin’in küresel ekonomiden aldığı pay %17 düzeyinde ve bu oran halen yükseliyor. Çin tek başına dünyanın endüstriyel çıktısının 20’sini (hemen ardından %18 ile ABD ve %10 ile Japonya geliyor) oluşturuyor. Küresel değer zincirinde Çin oldukça kritik bir yer tutuyor. Çin’in 2020 Q1 GSYH büyümesi salgından önce %6 beklenirken, şimdi bu oranın %2’ye kadar düşebileceği konusunda kötümser tahminler var. Çin’in büyümesi 2019 yılında da ticaret savaşlarının etkisi ile %6 düzeyine gerilemişti.    

 Virüs salgınının pandemi haline gelmemesi için alınan kapsamlı önlemler, aynı zamanda küresel ekonomideki lojistik zincirini bozuyor. IMF, virüsün küresel ekonomiye olan etkisini yakından izlediğini üç gün önce açıkladı. Küresel büyümenin virüs salgını öncesi 2020 yılında %2.9 olarak gerçekleşeceği öngörülürken, virüs salgını sonrasında büyüme tahminin %0.2 oranında aşağıya revize edilmesi gündemde.   

Küresel ekonomi son dönemde Japonya’daki devasa su baskınları, Kaliforniya’daki “bush fires” isimli yangınlar, daha sonra Avusturalya Kıtasındaki olağanüstü ölçekteki yangınlar ile iklim değişikliği riskini dikkate almak zorunda kalmıştı. 2020 Davos toplantısı bu riskin en çok dikkat çekildiği toplantılardan biri oldu.

Ancak insanoğlunun önünde iklim değişikliği dışında dikkat etmesi gereken başka bir yakın tehdit daha var: Hızla yapı ve kimlik değiştiren patojenler. Dünya’nın tek süper gücü olan ABD’de 2019-2020 (klasik) grip sezonunda karşılaşılan vaka sayısının 15 milyon adet, hastanede tedavi edilen vaka sayısının 140,000 adet, ölüm sayısının 8200 adet olduğu düşünülünce insanoğlunun esas mücadele noktalarından birinin patojenler ile savaş olduğu anlaşılıyor.

1957-1959 H2N2 yani bir cins kuş gribi yaklaşık 1.2 milyon hayata mal olmuştu. Çıkış yeri yine Çin’deki “geleneksel” yiyecek pazarlarından biriydi. AIDS/HIV ise Afrika’da şempanzelerden yerel halka, daha sonra Haiti’ye, oradan da ağırlıklı olarak San Francisco ve New York’ta yaşayan homoseksüel erkeklerden oluşan sosyal topluluklara bulaşarak ismini duyurmuştu. İspanyol Gribinin nasıl ortaya çıktığı halen bilinmiyor.

Yukarıdaki vakaların tamamı virüslerin neden olduğu salgınlardır. Bugünün antibiyotik çağında unutmayı tercih ettiğimiz bakteriyel salgınlar tarihin en büyük pandemileri idi. 14. Yüzyılın Orta Asya’daki kuraklıktan kaçan insanlar ile beraber hareket farelerin üzerindeki bitlerin yaymış olduğu Kara Veba, bir bakteriyel salgındı. Tarihin en büyük pandemik salgınında Avrupa nüfusunun %40-60’nın öldüğü sanılıyor.

Bugün ise mevcut antibiyotiklerin etkisi yavaş yavaş ortadan kalkarken, tıp doktorları yeni süper bir bakterinin yaratacağı tehlikeye dikkat çekiyor. Halen hastane enfeksiyonları olan bilinen süper-patojenlerin küresel çapta ne kadar ölüme neden olduğu konusunda sağlıklı bir veri yok.

Bugün piyasalarda küresel ekonominin %0.2 oranında büyüme kaybı yaşanacağını düşünülerek, genişlemeci para politikaların devam edeceğini varsayılıyor. “Trader”’lar hisse satıp, gelişmiş ülkelerin tahvillerini alıyor. Cuma kapanışında ABD 10 yıllık tahvilleri %1.51, Alman 10 yıllıkları %-0.44 düzeyine kadar geriledi. Petrol 58.54 USD’a, bakır 5600 USD’ın altına düştü. S&P500’den DAX ve Nikkei 225 endeksine kadar sermaye piyasalarında “ılımlı” kayıplar yaşandı. Tahvil faizlerinin düşmesi ile beraber altının onsu 1590 USD’a ulaştı. Küresel ekonomi her gelişmeyi fiyatlıyor. Bir tarafta başına ne geleceğini tahmin edemeyen evlerinde hapis hayatı yaşayan on milyonlarca kişi, diğer yanda bileşik kaplar usülü işleyen ve her şeyin spotta ya da “future” ve opsiyon olarak fiyatlandığı küresel bir ekonomi. Hepsi de gerçeğin bir parçası.. Virüsün yayılma hızı veya sebep olacağı ölüm sayısı üzerine opsiyonlar yazılsaydı sanırım bunlar da deli gibi alınıp satılırdı. Arkasında hiçbir dayanağı olmayan ve aslında değer taşımayan sanal paralar gibi… İnsanoğlunun genetik kodu içinde risk ve getiriyi oluşturan araçlara karşı müthiş bir merak ve istek var.

Muhtemelen bu virüs bir pandemiye dönüşmeden Şubat sonuna doğru kontrol altına alınacak veya İspanyol Gribinde olduğu gibi başkalaşıp öldürücü özelliğini yitirecek. Biz de bu kez bu fiyatlamaların tersini yapacağız. Bu epidemik salgın da literatüre geçecek ve sıradan insanların hafızasından silinecek. İnsanoğlunun en büyük gücü ve aynı zamanda zaafı kötü anıları unutma ve (Freud’un belirttiği gibi) bilinç altına süpürme kabiliyetidir.  

Bu neden ile her zaman tarih tekerrür eder.

Burak Köylüoğlu

Edit: Dünya Sağlık örgütü, nCoV-2019 olarak kullanılan  isimlendirmeyi Covid-2019 olarak değiştirmiştir.

 

Mail listesine katılın

Yeni yazılardan haberdar olun.

Teşekkürler! Kayıt oldunuz.

Üzgünüz. Kayıt olamadınız.

İLGİLİ Yazılar

Share via
Arkadaşınız ile paylaşın